| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

saglık

Yazılar arşiv 11.2008 Other entries in 2008-11 resimler , videolar

İŞTAH KESEN YİYECEK VE İÇECEKLER

Diyet yapmanın en zor yanı, sevdiğiniz pek çok yiyecekten vazgeçmek zorunda kalıp, üstüne bir de iştahınızla baş etmek zorunda kalmanız. Özellikle iştah kapatıcı etkisi olduğu kanıtlanan özel besinleri rejim yapmadan zayıflamak için denemenizi öneriyoruz. Bu besinlerin vücut üzerindeki etkileri, içeriklerindeki bazı maddeler

Karbonhidratlar: Kepek, buğday gibi tahıl ürünlerinde, sebze ve meyvelerde bulunur. İçeriğindeki lifler, sindirim sistemini harekete geçirir. Özellikle kompleks karbonhidratlar insanı tok tutar.

Triptofan: Vücutta serotonin oluşmasında ve hücrelere taşınmasında önemli bir görev alır. Serotonin de iştah hissini azaltır. Özellikle muz, avokado, yulaf ve peynirde bulunur.

Krom: Vücuttaki insülin dengesini korur. Kan şekerinin düşmesi açlığa yol açar. Krom ihtiyacınızı karşılamak için fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler, brokoli ve tahıl ürünleri yiyebilirsiniz.

Albümin: Can sıkıntısını giderir ve iştahı kapatır. Bu protein, triptofan oluşturarak beyne taşır ve serotonin üretimini artırır. Bezelye, fıstık ve fasulyede bulunur.

Fruktoz: Meyvelerden elde edilen doğal şekerdir. Kan şekeri dengesini kesinlikle etkilemez. Ayrıca yemek sonrası tatlı ihtiyacı duymanızı engeller. Çilek ve bal, fruktozun ana kaynağıdır.

İyot: Tiroit hormonlarının yapımı için gereklidir. Açlık duygusunun gelişmesini engeller. Balık, iyotlu tuz ve soğan, iyot açısından oldukça zengindir.

Tok tutan öneriler

·Karnabaharı ve brokoliyi hafifçe haşlayıp yoğurtla tatlandırın. Bu karışım lif açısından zengin olduğundan, sizi uzun süre tok tutar.

·Salatalığı iyice yıkayın ve kabuklarıyla birlikte ince dilimler halinde kesip üzerine bol bol dereotu serpin. Kalorisi yok denilecek kadar az olan bu sebze oldukça tok tutucudur.

·250 gr mor eriği biraz tarçınla haşlayın. Bu meyve fruktoz açısından oldukça zengin olmakla birlikte tatlı ihtiyacınızı da karşılayacaktır.

·200 gr ananası incecik doğrayın ve süzgeçten geçirin. İçine 100 gr kefir ve taze nane ekleyin. Ananasın içindeki enzimler, protein sindirimini hızlandırdığından oldukça doyurucudur.

ve görevleri şöyle sıralanıyor:Öğünler arasında acıktığınızda kuru erik yiyin. Kuru erik kan şekerinin düşmesini engeller. Ancak fazla abartmayın. Bir kuru erikte 8 kalori var.

·Bir demet maydanozu blendırdan geçirip sebze suyuyla karıştırın. Bir iki damla acı biber sosu ekleyin ve için. Bu içecek yağ yakımını kolaylaştırır.

·Kırmızı elmayı ince dilimler halinde kesip 1 çay kaşığı kıyılmış ceviz ve yarım çay kaşığı yonca balıyla karıştırın. Bu karışım hem doyurucudur hem de bağırsakları çalıştırır.

·Kahvaltıda armudu rendeleyin ve yulafa katın. Bu karışıma biraz da yoğurt ekleyin. Armudun içeriğindeki fruktoz uzun süre açlık hissetmemenizi sağlar.

·Günü canlı geçirmek için kendinize yulaf ezmesi hazırlayıp içine kuru meyveler katın. Bu, karbonhidrat ihtiyacınızı karşılayacaktır.

·Portakal ve 50 gr ıspanak yaprağından oluşan bir salata hazırlayın. Salatayı 50 gr yağsız yoğurt, bir tutam tuz ve karabiberden oluşan bir sosla tatlandırın.

Ananas
Ananasta, bromelain adlı protein sindirici bir enzim bulunur. Bromelain sindirimi kolaylaştırır, vücudun su tutmasını azaltır, iltihapları giderir, Aşırı trombosit yapışkanlığını önlediği için doğal bir kan incelticidir. Ancak bromelainin kan inceltici ilaçlarla beraber kullanılması tavsiye edilmez. Bazı kişilerde alerjik reaksiyonlar oluşturabilir veya kalp hızını yükseltebilir.

Sigarayı bıraktıktan sonra kilo almamanın yolları

Diyetisyen Berrin Yiğitin tavsiyeleriyle bu derdiniz çaresiz kalmayacak.Hipokrat, MÖ. 480lerde kişinin vücuduna karşı sorumlu olduğunu bildirmiş ve bunun için doğal beslenme ve sporun önemini vurgulamış. Peki ya günümüzde tıp alanında yaşanan bunca gelişme, buluş ve ilerlemelere rağmen neden daha sağlıklı değiliz, neden kendimizi bilerek zehirliyoruz? Bilimadamlarının ilk hedefi ölümlerin önüne geçmek, yaşlanmayı geciktirmek, hastalıkları tedavi etmek olabilir,

 

ancak en önemli amaçlarından biri de kaliteli yaşamı sağlamaktır. Uzun yaşamaktan daha çok o hayatı zinde, kaliteli, nitelikli geçirmek pek çok kişi için daha önemlidir. İşte bunun altın kurallarından biri de sigarasız bir yaşam. Bunu başarmak için bitmeyen dertlerinizi, kilo alma endişenizi ve artık bağımlı olduğunuzu bahane etmeyin. Yeter ki isteyin!

Sigarayı bıraktıktan sonra pek çok farklı sebebe bağlı olarak kilo almak sık karşılaşılan bir durumdur. Ortalama 2,5-5 kilo arası artış gösterebilen bireyler, bazı istisnai durumlarda yedi kiloya kadar alabiliyorlar. Ancak akciğer hasarının ciddiyetini, geri dönüşü olmadığını, ölümcül tehlike arz ettiğini düşünecek olursak, karşılaştırıldığında birkaç kilo almanız çok büyük bir tehlike getirmeyecektir.KADINCA.NET

Sigarayı bırakınca neden kilo alırız?

Nikotin az da olsa metabolizmanın çalışma hızını artırdığı için, sigarayı bıraktığınız takdirde daha az kalori harcar duruma gelirsiniz, öte yandan nikotinin tat duyularını köreltici etkisinden kurtulmakla yemeklerden daha çok keyif almaya, artan iştahla birlikte daha fazla yemeye başlarsınız. Artık daha iyi koku ve tat alan biri olduğunuz için sigara içerken çok cazip gelmeyen yemekler bile iştahınızı kabartabilir. Son olarak sigaranın dudak ve el oyalayıcı özelliğini de göz önünde bulundurmak gerekir.

Pek çok kişi tam elini yemeğe atacakken vazgeçip sigara içerek daha az kalori almaktadır. Oysa ki artık sigara içme lüksünüz de olmadığı için kendinizi yüksek kalorili atıştırmalıklarla başbaşa bulabilirsiniz. Başınıza gelecek tüm zorluklara hazır biri olarak, engelleri aşmak için elinizden geldiğince iradeli davranmalı, gerekirse psikolojik yardım almalı ama en önemlisi sizi oyalayacak, nikotini atmanıza ve enerji harcamanıza yardımcı olacak bir spor programına başlamalısınız. Bu sayede hem sigarayı bırakmanın üzerinizde kuracağı negatif yük azalacak hem de harcadığınız enerji artacaktır.

Bazı araştırmalar gösteriyor ki; kilo artışları sigarayı bıraktıktan sonraki ilk altı ayda gözlemleniyor ve kişiler ancak bu noktadan sonra kilo vermeye başlıyor.KADINCA.NET

Stresle nasıl savaşmalı?

Diyette olma fikri kişileri strese sokabilir; kısıtlamalar, yasaklar, bir de bunun üzerine sigara yasağı varsa, hayat çekilmez gibi görünmeye başlayabilir. Bunun için sigarayı bıraktığınız dönemde çok sert diyetler uygulamamalı, sizi oyalayacak masum atıştırmalıkları el altında bulundurmalısınız. Besinsel içeriği zengin mönüler vücudu sakinleştirecek, iştah dürtülerini dindirecektir. Stresten uzaklaşmak için beslenme içeriğinin dengeli olması ve vücudu strese sokacak faktörlerden uzaklaştıracak antioksidanlar yönünden zengin beslenmek, vücudun doğal bağışıklık sistemini güçlendirerek sizi savaşa hazır hale getirecektir.

Örneğin Tufts Üniversitesi de yapılan bir araştırma, antioksidan yüklü çorba tüketiminin kalp sağlığını koruyan ve stres yükünü azaltan pozitif etkilerini gözler önüne sermiştir. İki hafta boyunca sebze tüketimini yüksek tutan bireylerde; C vitamini düzeylerinin kadınlarda yüzde 22, erkeklerde yüzde 27 arttığı, stres moleküllerinin ise ciddi anlamda azaldığı gözlenmiştir. Stres moleküllerinin en önemlilerinden ürik asit düzeylerinde ise erkeklerde yüzde 8 ve kadınlarda yüzde 18lik bir azalma olduğu görülmüştür.KADINCA.NET

Sigarayı bırakmış kişiler vücutlarında biriken zehirlerden daha kolay arınmak için beslenmelerinde bazı noktalara dikkat edebilirler. Öncelikle metabolizmayı kirleten serbest radikallerin yarattığı toksinleri bypass etmek gerekir. Bunun için vücudun kendini temizleme ve yenileme özelliğini hızlandırmalısınız. Hücrelerin yüzdüğü ortamı temizleyerek metabolizmanın kendi içindeki iletişimini artırabilir, daha iyi kominike olan vücudunuzun kirlenmesini, buna bağlı olarak da kilo artışını önleyebilirsiniz. Unutmayın; vücudun en iyi yakıtı, doğal besinler ve de sudur. Sigara içenlerin hele de uzun yıllar kullanım söz konusu ise, mutlaka C vitamininden zengin beslenmeleri gerekir. Hatta yeterli sebze meyve tükettiğinize inanmıyorsanız bu durumda besin desteği için doktorunuza danışmalısınız.

Sigarayı bırakanların yaşadığı hafif dozda enerji kayıplarını önlemek için güne mutlaka enerji dolu bir kahvaltıyla başlamaya çalışın. Bunun için az yağlı yoğurda eklenmiş ananas, yulaf, fındık veya badem doğru bir seçim olabilir, öte yandan glütensiz veya tam tahıllı ekmek üzerine süreceğiniz yağsız lor peyniriyle birlikte içeceğiniz bir bardak ananas suyu da sindirime yardımcı olacaktır. Kan şekerinizin dengeli gitmesini sağlayıp, hazımsızlığın önüne geçecek bu mönüler ödemle uyandığınız sabahlarda şişkinliklerinizin inmesine ve rahatlamanıza yardımcı olacaktır. KADINCA.NET


Sigarayı bıraktıktan sonra ne yemelisiniz? >>>>>>

SİGARAYI BIRAKTIKTAN SONRA NELERE ETMELİSİNİZ?

Tüm bu olumsuz tabloya rağmen doğru yaşam ve beslenme değişiklikleri yaparak; en önemlisi kilo almadan sigarayı bırakabilmeniz mümkün. Bunun için birkaç ipucu:

- Yeterli ve dengeli beslenerek vücudun iştah sinyalleri ve yeme ataklarının önüne geçin. Metabolizma, üç ana ve üç ara öğünle beslenirse, ihtiyaçları karşılanır ve abur cubur yeme gereği duymazsınız. Ara öğünleri atlamayın, yemek yemek için acıkmayı beklemeyin. Ana öğünleri asla atlamayın. Birkaç günlük arınma kürleri için bitki çayları, sebze suları ve meyve püreleri ideal ara öğün seçimleridir. Az yağlı süt ürünü, yanında taze meyve veya bir çay bardağı meyve suyu tercihen ananas, nar, elma veya şeftali tüketebilirsiniz. Dışarıdaysanız ve ara öğünü atlama riskiniz varsa bu durumları engellemek için pratik atıştırmalıkları yanınızda bulundurun.KADINCA.NET

- Sağlıklı atıştırmalıklar tercih etmeye çalışın. Sınırsız yeme içgüdünüzün tetiklendiği an, kalorisi düşük, hacmi büyükçe bazı cankurtaran yiyeceklere ihtiyaç duyarız.
Bunların en kolay hazırlanabilenleri şunlardır: Yağsız ve tuzsuz patlamış mısır, kuru veya dondurulmuş vişne, minik diyet bisküviler, kuruyemiş kokteylleri kalori içeriği düşük olan beyaz leblebi, kuru vişne, birkaç badem ve fındıktan oluşan karışımlar hazırlayın, ancak tükettiğiniz miktar bir avucu geçmesin, salatalık, kiraz, domates, kereviz sapı, haşlanmış sebzeler, ayran, cacık, sebze çorbası, domates suyu, buzlu çaylar.

- Doğru seçimlerle, kalori tasarrufu yapabilirsiniz. Örneğin tatlı yerine dondurulmuş üzüm veya kavun dilimleri tüketebilirsiniz. Smoothielerinizi yağsız süt veya yoğurt, dondurma yerine de taze meyve ile tatlandırabilirsiniz. Krakerlerinizi paketinden yemek yerine küçük kaplarda tüketirseniz porsiyon kontrolü yapmış olursunuz. Mutlaka cips yiyorsanız mayonezli soslar yerine baharatlandırılmış taze domates soslarıyla almayı deneyebilirsiniz.KADINCA.NET

- Egzersizi düzenli olarak ama sizi çok zorlamayacak şekilde yapmanız mümkün. Vücudu pasif ve aktif terletmeniz gerekiyor. Sporla aktif terlerken sauna ile de pasif terlemek rahatlatıcı olacaktır. Dolaşımı hızlandıracak, rahatlatıcı, lenfatik masajlar yaptırabilirsiniz.KADINCA.NET

- En azından iradenizden emin olana kadar sigara içmenizi çağrıştıran ortam ve arkadaşlardan uzak durmaya gayret etmelisiniz. Özellikle alkollü ortamlardan uzak durmanız çok önemli.

- Vücuda enerji katacak şekilde çok çeşitli, renkli ve mevsiminde sebze ve meyvelerle beslenin.

En zayıf Van, en şişman Çanakkale

En zayıf Van, en şişman Çanakkale
Türkiye'nin şişmanlık haritasını çıkartan uzmanlar; ilginç sonuçlara ulaştı. En geniş kalçalılar Giresun'da; en zayıflar Van'da, en kalın belliler ise Antalya'da.

window.google_render_ad();

Türkiye'nin şişmanlık haritası çıkartıldı. Buna göre, en geniş kalçalılar Giresun'dan, en kalın belliler Antalya'dan en zayıflar Van'dan, en şişmanlarsa Çanakkale'den çıkıyor.

Türkiye Metabolizma Derneği Obezite ve Lipit Hipertansiyon Grubu, Türkiye'nin şişmanlık profilini çıkarttı. 3 yıl süren çalışmanın ardından tamamlanan araştırmaya, ülkemizin farklı illerinden 20'li yaşlarda 10 binin üzerinde kişi katıldı.

KADINLAR BAŞI ÇEKİYOR

İlk olma özelliği taşıyan çalışmaya göre, Türkiye'de görülen obezite kadınlarda daha fazla rastlanıyor. 100 kadından 40'ı obezken, erkeklerde bu rakam 20'ye düşüyor. Bunun nedeni, kadınların doğumdan ve menopozdan sonra kilo almasına bağlanıyor.

DİYET İŞE YARAMIYOR!

İllere göre bakıldığında ise şişman oranı en yüksek kent Çanakkale olarak karşımıza çıkarken, en geniş kalçalılar Giresun'da, en kalın belliler Antalya'da, en zayıflar ise Van'da yaşıyor. Akdeniz mutfağında hafif yemeklerin bulunmasına rağmen en fazla obez Akdeniz Bölgesi'nden çıkıyor.  - takvim

Hızlı yemek hızlı şişiriyor

hızlı yemek hızlı şişiriyor , japon araştırmacılar , yemeğini hızlı yiyenlerin şişmanlama ihtimallerinin diğerlerine nazaran 3 kat fazla olduğunu ortaya koydu

Hızlı yemek hızlı şişiriyor!

Japon araştırmacılar, yemeğini hızlı yiyenlerin şişmanlama ihtimallerinin diğerlerine nazaran 3 kat fazla olduğunu ortaya koydu.

Günümüzde "fast food" gibi beslenme tarzlarının artması ve geleneksel yemek alışkanlıklarının azalmasıyla bir sorun halini alan şişmanlığa, hızlı yemek yeme alışkanlığının katkıda bulunduğuna ilişkin araştırma kapsamında 30 ile 69 yaşları arasındaki 3 binden fazla Japona nasıl yemek yedikleri soruldu.

Sonuçları İngiliz Tıp Dergisi'nde yayımlanan araştırma, ne kadar ya da ne yendiğinin değil yeme tarzlarının obeziteye nasıl yol açtığına ışık tutuyor.

Araştırmayı yapan Osaka Üniversitesi'nden Hiroyasu ve meslektaşları, soru sorulan 3 bin kişinin yarısından fazlasının hızlı yemek yeme alışkanlığı olduğunu saptadı. Hızlı yemeyenlerle karşılaştırıldığını hızlı yemek yiyen erkeklerin şişmanlama ihtimalleri yüzde 84 çıkarken, kadınlarda bu oran iki katını bulabiliyor. Yemeklerini bir çırpıda yemelerinin yanı sıra tıka basa doyana kadar yemeğe meyilli kişilerin şişmanlama ihtimalleri ise 3 katı fazla oluyor.

Uzmanlar, "hızlı yenince mideden tokluk sinyali beyne gidene kadar mide çoktan tıka basa doluyor, bu yüzden de hızlı yemek şişmanlatıyor" diyor. Uzmanlar bu nedenle eskilerin "her lokmanın 40 kez çiğnenmesi gerektiği" sözünü hatırlatıyor

 

Cinsel hayatı bitiren hastalık Fiziksel olarak cinsel fonksiyonları bozuyor

Cinsel hayatı bitiren hastalık
Fiziksel olarak cinsel fonksiyonları bozuyor...
Diyabete bağlı damar tahribatı fiziksel olarak cinsel fonksiyonlarda bozulmalara yol açıyor.Cinsel isteksizlik, erkeklerde ereksiyonun gerçekleşmemesi, kadınlarda orgazm olamama, diyabette görülen cinsel sorunlar arasında yer alıyor...

Anadolu Sağlık Merkezi Endokrinoloji Uzmanı Dr. Özay Tiryakioğlu, diyabetin yol açtığı bu problemlerin çözümü hakkında şunları söyledi: “Diyabet hastalarının korkulu rüyalarından biri de, cinsel hayatlarının bu hastalıktan olumsuz etkilenmesi ihtimali. Bu korku bile tek başına cinsel fonksiyonlarda bozuklukların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Ancak psikolojik nedenlerin yanında diyabetin, cinsel hayat üzerinde nöropatik ve fiziksel nedenlerden kaynaklanan olumsuz etkileri bulunuyor.

DAMAR HASARI OLUYOR

Hastalığın belli dönemeçlerinde, özellikle beş seneyi geçtikten sonra hastaların büyük çoğunluğunda damar hasarına ait bulgular ortaya çıkmaya başlıyor. Hastalarda diyabete bağlı damar tahribatıyla birlikte, cinsel fonksiyonlarda bozulmalar olabiliyor. Vasküler damarsal problemler erkekte sertleşme, kadında klitoris fonksiyon bozukluğuna bağlı orgazm olamama sorununa yol açıyor.

Kanı temizleyen şöhretsiz bitki, Kapari Cinsel gücü artırıyor, balgam söktürücü

Prof. Dr. Ahmet Marani kapari bitkisinin çok faydalı olduğunu belirtiyor. Burdur başta olmak üzere Akdeniz ikliminin hakim olduğu Batı Anadolu illeri, Orta Anadolu' Tokat ve civarında, Doğu Karadeniz ve Güney doğu illerinde doğal olarak yetişen kapari(gebere otu), çalımsı yapıda, dik ve yatık olarak büyüyen dikenli bir bitkidir.

Fosfor, potasyum ve kalsiyumca zengin kalkerli ve killi toprakları seven ve güneşten hoşlanan bir bitki olması nedeniyle, güneye bakan yamaçlarda kendiliğinden yetişir ve iyi gelişir.

Faydaları:

1.Cinsel Gücü Artırıcı

2.Kabızlık giderici

3.İdrar söktürücü

4.Balgam söktürücü

5.Solucan düşürücü

6.Ağrı kesici

7.Romatizma

8.Felç

9.İskorbit hastalığı

10.Kan bozuklukları

11.Gut hastalığına

12.Antitümör

13.Hemoroid

14.Dalak büyümesi

15.Kalça rahatsızlıkları

16.Adet düzenleyici ve sancıları

17.Diş ağrıları

18.Karaciğer fonksiyonlarını düzenleyici

19.Multipl Skleroz MS hastalığı

Kuru fasulyenin faydası saymakla bitmiyor Kötü kolesterolü düşürüyor

Kuru fasulyenin faydası saymakla bitmiyor
Kötü kolesterolü düşürüyor, mide ve bağırsakları tedavi ediyor...

Bugüne kadar sağlıklı ve zinde bir yaşamın doğru beslenmeden geçtiğini vurgulayan uzmanlar, bu konuda hep lifli gıdaların vazgeçilmezliğinden bahsetti.

Genellikle espri konusu yapılsa da çözünebilen lifli yiyeceklerin başında gelen 'kuru fasulyenin faydalarına' ise Amerikalı diyetisyenlerden destek geldi. İlaç Enstitüsü ve Amerikan Diyetetik Birliği (ADA), her gün yeterli miktarda lifli yiyecek tüketmenin vücudu birçok hastalıktan koruduğunu açıkladı. Uzmanlar, kuru fasulye gibi baklagillerden zengin beslenmenin yararlarını şu altı maddede özetledi:

1. Kalp hastalıklarına karşı korur. Günlük 12-33 gram lif alımının kan basıncını düşürdüğü gözleniyor. Ayrıca, lifli gıdanın kalp krizi ölümlerini yüzde 27 azalttığı biliniyor.

2. Diyabeti kontrol altında tutmaya yardım eder. Kan şekerinde daha yavaş artışa geçmesini sağlar.

3. Mide, ince ve kalın bağırsağı tedavi eder. Lifler kalın bağırsakta mayalanır ve kalsiyum gibi önemli minerallerin emilimine yardımcı olur.

4. Meyve, sebze, arpa, yulaf ve kuru baklagil gibi çözünebilir lifler, kandaki kötü kolesterolü düşürür.

5. Buğday ekmeği, kahverengi pirinç gibi tohumlu, taneli çözünemeyen lifler mide, ince ve kalın bağırsakların çalışmasını güçlendirir.

6. Kalori miktarı sıfır olan lifler şişkinlik yaparak tokluk hissi uyandırır. Ayrıca, lifli gıdalar daha az kalori içerir. Örneğin, bir fincan brokoli yaklaşık 25, beyaz pirinç ise 200'den fazla kalori içerir.

Peki günlük ne kadar life ihtiyacımız var? Yediğimiz her bin kalori için 14 gram lif tüketmeliyiz. Bu, kadınlar için yaklaşık 25, erkekler için ise 38 gramdır. 2 yaşın altındaki çocuklara lifli gıda önerilmiyor. Birçok meyve, sebze ve tüm hububatların bir porsiyonu
YASAL UYARI:saglikhaberleri.bloggum.com bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir zaman bu bilgiler tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.