Yüksek
riskli gebelikler toplumda pek çok kadını ilgilendiren bir konu. Ancak
uzman önerileriyle bu durumu risksiz atlatabilirsiniz.
Özellikle
de diyabet, astım, tansiyon gibi birtakım kronik hastalıklara sahip
olan ya da tüp bebek yöntemleriyle hamile kalmış kadınların
hamilelikleri sağlıklı gebelere göre biraz daha zor geçebiliyor. Ancak
burada korkulacak bir şey yok. Çünkü alınabilecek önlemler, gebelere
uygun tedavi yöntemleri ve ilaçlar sayesinde pek çok risk ortadan
kaldırılabiliyor. Hatta bazen sadece yaşam tarzında yapılan küçük
değişiklikler bile bebekte ya da annede oluşabilecek sağlık sorunlarını
önlemeye yetiyor. Bunun içinse hekimle iletişim içerisinde olmak,
düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemek ve riskleri oluşmadan
önlemek çok önemli...
Kimler risk
altında? Gebelik ne zaman riske girer? Riskli bir durumda ne yapmalı?
Gebeler ilaç alabilir mi? Yüksek riskli gebeliklerle ilgili sorulara
Anadolu Sağlık Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr.
Nuri Ceydeli ile Op. Dr. Mete Bostancı yanıt verdi...
“Çoğul gebelik riskleri artırıyor”
Op. Dr. Nuri Ceydeli
• Tüp bebek yöntemiyle hamile kalanlarla, doğal yolla hamile kalan kadınların arasında risk açısında büyük fark var mı?
Pek yok.
Ama çoğul gebelik olursa düşük gibi riskler artıyor tabii. Bebeklerin
birbirinden etkilenme riski artıyor, gebeliğin takibindeki süreç
zorlaşıyor, bebeğin anneye verdiği yüksek şeker ve tansiyon gibi yan
etkiler artıyor. Tüp bebek hastaları genellikle ileri yaşta oldukları
için genetik hastalıkların görülme riski de daha fazla oluyor. Ancak
her ileri anne yaşında genetik sorun olacak diye de bir şey yok.
Anneleri de korkutmamak lazım. Gereken kontroller ve önlemler
alındığında sağlıklı bebeklere sahip olabilirler.
• Kronik bir hastalığı olan anne ne yapmalı? Gebelikte ilaçlarını kesiyor musunuz?
Pek çok
kadın gebe kaldığında alması gereken bütün ilaçları kesiyor. Bu çok
doğru değil. Eğer bırakılabilecek bir ilaç ise gebelikten bir süre önce
bunların bırakılmasını öneriyoruz. Ancak alınabilecek ilaçları da
doktoruna danışarak mutlaka almalı. Sağlıklı bir gebelik için önce
annenin sağlıklı olması gerekiyor çünkü. Mesela tiroid hapları gebelik
boyunca kullanılmalı. Bu haplar bırakıldığında bebeğin sağlığı
tehlikeye girer. Mesela antidepresanlar gelişi güzel kesilmemeli.
• Antidepresanların zararı yok mu bebeğe?
Tabii ki
var. Ama bu hastalarda zararı en az olan antidepresanlar seçiliyor.
Kişiler ilaç seçimini mutlaka doktorlarıyla yapmalılar. Bebeğe en az
zarar veren ilaçlar seçilmeli. Bazen antidepresan almamak, almaktan çok
daha büyük zarar verebilir bebeğe. Hamilelerin kullanabileceği pek çok
ilaç var.
• Riskli gebeliklerde annelere ne öneriyorsunuz?
Katı
kurallar yok. Her gebeye farklı yaklaşıyoruz. Mesela tansiyon hastası
bir kadının gebe kalmadan önce mutlaka tansiyonu düzenlenmeli. Hamile
kaldıktan sonra da beslenmesini ve yaşam tarzını kontrol altına
alıyoruz. Örneğin tuzsuz bir diyet, sakin, stresten uzak bir yaşantı
önemli. Bazen hafif egzersiz de öneriyoruz. İlaçlarını ise mutlaka
almaya devam etmeli. Şeker hastalarında da kan şekeri mutlaka kontrol
altına alınmalı. Diyet çok önemli, mutlaka bir diyetisyen kontrolünde
olunmalı. Düzensiz kan şekeri erken doğuma bile yol açabiliyor. Gebelik
olmadan önce kişiler doktora gelmeli, hastalıklar ortaya konmalı ve
gerekli önlemler alınmalı. Gebe kaldıktan sonra da bunlar daha özel bir
ilgiyle takip edilmeli.
• Hamilelerin iş hayatını bırakmalarını öneriyor musunuz?
Eğer özel
bir istirahat dönemi önerilmiyorsa hayır. Rahat, sizi çok fazla
yormayan, severek gittiğiniz, çalışma saatleri düzgün bir işiniz varsa
mutlaka çalışmanızı öneriyoruz. Ama stresli, koşuşturmalı, üzerinizde
aşırı iş yükü olan bir işiniz varsa bu gebeliği olumsuz etkiler.
“Alınan önlemlerle gebelikte pek çok sorun önlenebiliyor”
Op. Dr. Mete Bostancı
• Yüksek
riskli gebelikler denince akla aşırı kanamalar, tansiyon yüksekliği,
kontrol altına alınamayan diyabet, hastada daha önce varolan ama
gebelik sırasında kötüleşen diyabet, tiroid bozuklukları, büyük
miyomlar, çeşitli kan hastalıkları ve kanserler gibi kronik
hastalıklar; çoğul gebelikler, ileri anne yaş gebelikleri, bebekte
görülen çeşitli anormallikler geliyor.
• Bir
önceki gebelikte yaşanan erken doğum tehditleri, rahim ağzı
yetmezlikleri, yaşanan düşükler bir sonraki gebelik için az miktarda
olsa da var olan riski artırıyor. Bunların bir kısmı gebelik öncesi
yapılan rutin muayeneler ve tetkikler sonucu ortaya konabilir. Bir
kısmı ise ön görülemeden, gebelik esnasında ortaya çıkar veya daha
ağırlaşır.
• Tüm
bunlarla gebelikte mücadele etmek yerine, bunların gebelik planlandığı
zaman ortaya konup kontrol altına alınması daha kolay. Tansiyon
yüksekliği, kan şekeri seviyesindeki düzensizlikler, tiroid, kansızlık
problemlerine erken yapılacak müdahaleler sayesinde gebelik daha
konforlu ve güvenli geçirilir.
• Sıkı
takip altında olmak, her zaman erken müdahale şansına sahip olmak
anlamına geliyor. Birçok sistemik hastalık gebelikten iyi veya kötü
yönde etkilenebiliyor. Gebe kalmadan önce birtakım rutin testler
hastanın sahip olduğu temel riskler göz önüne alınarak mutlaka
yapılmalı. Eğer gebeliğe sağlıklı bir hazırlık yapılırsa gebelik
süresince her şey daha iyi gelişir.
• Gebelik
oluştuktan sonra yapılacak rutin tarama testleriyle bebekte veya anne
adayında görülebilecek problemler ortaya çıkarılabiliyor. İkili veya
üçlü tarama testleri, detaylı ultrason incelemeleri ve rutin takip
süreciyle oluşabilecek sorunlar yüzde 60-70 oranında azaltılabiliyor.
Burada akılda tutulması gereken bir olay da hiçbir zaman sıfır risk
diye bir şeyin olmadığıdır. Gebeliğin öğrenildiği andan, doğuma kadar
geçen süreç içinde her türlü olayla karşılaşmak mümkün. Önemli olan
bunların farkına varılıp profesyonel şekilde yönetilmesi. Ancak bu
şekilde sağlıklı bir çocuğa sahip olunabilir.