| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

saglık

7 "sağlık" etiketi kullanan gönderi "sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Şişmanlığın Çözümü Beyinde

şişmanlıkUzmanlar fazla kiloların insanların hayatını etkileyip, ölümcül hastalıklara yol açıtığını belirtirken, obezite hastalığının çözümünün ise beyinde gerçekleştiğini ifade ediyorlar.

Gazi  Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İlhan Yetkin, şişmanlığın (obezite) dünyada çağın hastalığı haline geldiğini belirterek, “Fazla kilolar insanların hayatını etkileyip, ölümcül hastalıklara yol açıyor. Obezite hastalığının çözümü ise beyinde gerçekleşiyor” dedi.
Çubuk Kaymakamlığı ve Gazi Üniversitesi'nce Çubuk Kampusü'nde yapılan ‘Obezite Sempozyumu’nda Prof. Dr. İlhan Yetkin ile Gazi Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinoz birer konuşma yaptı. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 30'uncu kuruluş yıldönümüne denk gelen sempozyumda öğretim üyesi olan Prof. Dr. İlhan Yetkin, “Toplumda uçuşan asılsız bilgiler, obezitenin başlıca düşmanı. Beynin üçte bir kısmının yemek ve iştaha ayrılmış olması ile açlık ve tokluk ilişkilerinin iyi ayarlanması gerekmektedir. Ölümle sonuçlaran vakalara kadar ulaşan obezite, tüm dünyada çağın hastalığı haline gelmiştir. Kalp ve damar sertliği, kolesterol, hipertansiyon ve erkeklerde prostat kanserine neden oluyor” dedi.

Erkeklerde bel kalınlığının 102, kadınlarda ise 82 olması halinin obezite kapsamına girdiğini de belirten Prof. Dr. İlhan yetkin, “Şişmanlık olayının karından yağ aldırmak ile çözülmesi mümkün değildir. Bu yanlış bir uygulamadır. Deri altından alınan beyaz yağlar şişmanlığı önlemez. Beyindeki iştah açıcı hücreleri kontrol altında tutmak, obezite ile en ideal mücadele yoludur. Obeziteyi önlemek için günlük kalori tüketiminin bilinci topluma yerleşmesi gereklidir. Fazla kilolar, insan hayatı ile birlikte yaşam kalitesini de bozmaktadır. Bu nedenle özellikle orta yaş grubundan itibaren yağ, şeker ve unlu mamullerden uzak durmamız gerekmektedir” dedi.

Kadında 35 Yaş Bir Dönüm Noktası

 
kadin-womenKadınlar, 30’lu yaşlarda en çok, “Daha önce de aynı şeyleri yiyordum ve kilo almıyordum ama şimdi vücuduma bir şeyler oldu sanki... Kalınlaştım, yağlanmaya başladım” ifadelerini kullanır.

Dilara Koçak

Çünkü 30 yaşından sonra vücut her 10 yılda bir metabolik hızını yavaşlatır. Okul, master ve ilk çalışma heyecanının ardından, genelde bu yaşlarda kişiler iş ve özel hayatlarını düzene sokarlar. Bu düzenle birlikte, hareketsiz yaşam riski doğar. Öğrenciliğin ardından satın alma gücünün artması, dışarıda yenen yemekler, davetler ve sosyal çevreye bağımlı yaşama, kişilerin sağlıklarına göstermeleri gereken özeni gölgeleyebilir.

Kemiklerinize iyi bakın

Oysa 30’lu yaşlar hâlâ vücudunuza yatırım yapmanız için fırsatların kaçırılmadığı dönemdir. Özellikle kemikler açısından 25 - 35 yaş dönemi çok iyi değerlendirilmelidir. Osteoporoza karşı önlem almak için 35 yaşına kadar diyetle kalsiyum alımı çok önemlidir.
Anne olmak için de genelde çalışan kadınların tercihi 30’lu yaşlardır. Sağlıklı bebek sahibi olmak için vücuttaki depoları dolu tutmak, dengeli beslenmek ve egzersiz bu yaşlardan itibaren hayatın ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

Düzenli kontrol şart

Kanser görülme yaşının iyice düşmesi sebebiyle, jinekolojik muayeneler de mutlaka her yıl düzenli olarak yaptırılmalıdır.
Kişilerin belirgin bir şikâyetlerinin olmaması, onların sağlıklı olduğunu göstermez. Ailesinde şeker hastalığı, kalp, yüksek tansiyon, kanser öyküsü olanlar 30’lu yaşlardan itibaren düzenli sağlık muayenesi yaptırmalı. Düzensiz yaşam süren ve iyi beslenmeyip çok sık seyahat edenler, bu dönemde multivitamin kullanabilir. Gebeliğe hazırlık döneminde ise B grubu vitaminler, özellikle folik asit ve demir seviyelerine bakılarak destek alınmalıdır.

Çizgilerle Ruh Tedavisi

Çizgilerle Ruh Tedavisi

Çizgilerin sanatı olan resimle panik atak, depresyon, şizofren, kanser, alkolik, özgüven eksikliği ve ergenlik sorunları gibi ruh sağlığı problemli hastalar tedavi ediliyor.

 İsviçre’de 6 yıl resim ve sanat terapisi üzerine aldığı eğitimle uzmanlaşan Emine Bauer Burkay, çizgilerin sanatı olan resimle panik atak, depresyon, şizofren, kanser, alkolik, özgüven eksikliği ve ergenlik sorunları gibi ruh sağlığı problemli hastaları tedavi ediyor.

Burkay, 1981 yılında okumak amacıyla İsviçre’ye yerleştiğini ve ardından 6 yıl süresince resim ve sanat terapisi
üzerine eğitim aldığını belirtti.

1999 yılından bu yana göl kıyısındaki kliniğinde her yaş ve sosyal gruptan insanı resimle terapi yöntemiyle tedavi ettiğini dile getiren Burkay, resimle terapi yöntemini, insanın sözle anlatamayacağı duygularını ve düşüncelerini çizgilerin sanatı olan resimle dışa vurumu olarak tanımladı.

Resimle terapinin tamamen spontane geliştiğini ve anlık ortaya çıkan resimlerin kişinin kendisine yazdığı mektuplar olduğu kaydeden Burkay, bu alanın çok geniş olduğunu, Amerika ve Avrupa’da çok uzun yıllar öncesinde tedavi amaçlı kullanılmaya başlandığını anlattı.

Aslında sanatın içine giren her şeyin iyileştirici bir etkisinin olduğunu savunan Burkay, bu tedavinin insanın kendisini keşfetmesi ve tanımasını, günlük yaşamını kolaylaştırmasını, kişinin yeteneğinin farkına vararak özüne ulaşmasını, kişinin içindeki çelişkileri görmesi, gerginlikleri azaltması, yeni enerjiler uyandırma ve özgüvenin artmasını sağladığını kaydetti.

-HER RENGİN VE ŞEKLİN ANLAMI-

Panik atak, manik depresif, depresyon, şizofreni, psikoz, kanser, alkolizm, özgüven eksikliği, ergenlik sorunları, hayata pozitif bakmak, ruhsal ve bedensel sağlıklarını korumak, günlük yaşam motivasyonu kazanmak, kendine sevgi, saygı ve anlayışla yaklaşmayı öğrenmeyi ve yakınını kaybedenlerin yaşadığı travmayı atlatmak isteyenlerin tedaviye geldiğini ifade eden Burkay, klinikte yapılan tedaviyi şöyle anlattı:

"Tedavi amaçlı bize gelen kişiyi ilk seansta sakin bir odaya alarak 15 dakika tek başına kalarak resim çizmesini istiyoruz. Ardından bir kağıda resminde neler anlatmak istediğini yazıyor. Daha sonra kendisiyle sorunlarına ilişkin sohbetler yaparak onları aşmasına çalışıyoruz. Hastalığın şiddetine göre tedavi süresi değişebiliyor. Tedavideki temel noktamız kişinin iyileşmesini istemesi ve sorumluluk alması. Tedavide aldığı kazanımları günlük hayatına aktarması çok önemli. Kişi burada özgüvenini ve kendine saygısını kazanıyor."

Resimleri insanın ruhunun röntgeni olarak tanımlayan Burkay, genel olarak her rengin ve formun bir anlamının olduğunu, bunu kategorileştirmek istemediklerini, çünkü renklerin ve şekillerin insandaki çağrışımlarının farklı olduğunu belirtti.

Siyahın karamsarlık, beyazın masumiyet, kırmızının aşk, karenin ayağının altında yeri hissetmek, sertlik, sınırlara önem vermek, dairenin bütünlük, yumuşaklık, açıklık, yuvarlağın iyi duygular ve üçgenin ise anne, baba, çocuk yani aile ile ilişkileri, kendini aşma isteği anlamına geldiğini ifade eden Burkay, terapilere katılmak için iyi resim çizmenin şart olmadığını anlattı.

Kişinin yaptığı ilk resimle son resim arasındaki pozitif gelişmeyi zamanla gördüklerini söyleyen Burkay, sağlıklı insanların bile danışmana ihtiyaç duyduğunu, kişilerin sorunlarını tek başına çözmekte yetersiz kalabileceğini bildirdi.

-TÜRKLER’İN ÖZELLİKLERİ-

İsviçre’deki kliniğinde Türk hastaların da olduğunu söyleyen Burkay, Türkler’in daha çok paylaşımcı olduğunu ifade ederek, "Ancak Doğu toplumlarında maddi gelişim arttıkça bireyselleşme artıyor. Bu da ruh sağlığı sorunlarını arttırıyor" dedi.

Her şeyin bağımlılığının tedavi gerektirdiğine dikkati çeken Burkay, "Terapilerimde insanlara hayatlarında sahip oldukları pozitif değerleri hatırlatarak onları gözden geçirmelerini tavsiye ederim. Çünkü insanlar
genellikle negatifliğe odaklanıyor. Bu nedenle hep karamsarlığa düşüyor. Bardağın boş tarafına bakmak kolay geliyor" diye konuştu.

Burkay, can sıkıntılarında kağıtlara çizilen anlamsız çizgilerin aslında içsel bir durum olduğunu, bunun kötüye gidiş anlamına gelmediğini söyledi.

İNTERNETİN YOL AÇTIĞI OLUMSUZLUK

Bütün rahatsızlıkların temelinde özgüven ve sevgi eksikliğinin yattığını belirten Burkay, insanları dışlamanın onların kendilerini yalnız hissetmelerine neden olduğunu, psikolojik sorunları olan insanlara sevgiyle ve şefkatle yaklaşılması gerektiğini anlattı.

Her insanın hayatının belli dönemlerinde depresyon geçirdiğini kaydeden Burkay, depresyonun insanın kendisine özenli davranması için bir uyarı olduğunu, bunun ciddiye alınmaması durumunda intihara kadar götürebildiğini belirtti.

Küresel krizin ruh sağlığına etkilerini de değinen Burkay, "İnsanlar küresel krizi sadece bireysel değil, toplumu da etkilediğini düşünseler kendilerini daha iyi hissedecek. Herkesin yaşadıkları farklı olmasına rağmen aynı şekilde zorlanıyor" dedi.

"Sanal dünya insanları yalnızlaştırıyor ve sevgiden yoksun bırakıyor. Bu durum ruh sağlığımızı bozuyor" diyen Burkay, teknolojinin insan ilişkilerini körelttiğini, insanların birbirini görmeden internetten saatlerce görüştüğünü belirtti.

İspanya’da 30 gencin internet bağımlılığı nedeniyle terapi gördüğünü anlatan Burkay, kendisinin de bu tür hastalarının olduğunu söyledi.

-ZEKİ VE HASSAS İNSANLAR-

Burkay, "Zeki ve hassas insanlar çevrelerindeki sorunları çok düşündükleri için daha çok ruhsal sorun yaşıyor. Çünkü her şeyin farkındalar ve algıları çok geniş. Bu tür insanlar şizofren bile olabiliyor. Zeki insanların
duyarlılık ve hassaslık durumlarını ayarlamaları gerekiyor. Her şeyden etkilenmemeyi öğrenmeleri gerekiyor. Çünkü çevremizde duyarlılık gerektiren çok fazla şey var" diye konuştu.

Televizyon ve gazetelere yansıyan savaş fotoğraflarının insanın ruh sağlığını olumsuz etkilediğini söyleyen Burkay, çünkü o görüntülerin ömür boyu akıllardan çıkmayacağını anlattı.

Hassas insanların bu tür görüntülerden 2 kat daha fazla etkilendiğini belirten Burkay,  "Gazze’deki saldırılarda anne, baba ve kardeşlerini yitiren çocuklar ömür boyu bu olayı unutmayacak. Çünkü vahşice ve insanlık dışı. Bir anda
tüm ailenizi kaybediyor ve yalnız kalıyorsunuz. O yaşta bir çocuğun yaşadığı travma büyük ölçüde onun hayatının tüm kesitlerini etkileyecek. Çünkü savaş unutulmuyor. Vahşeti gören çocuk kime güveneceğini bilemiyor. O çocukların uzmanlarca tedavi edilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.

-İSTANBUL’DA KLİNİK AÇMAK İSTİYOR-

Türkiye’de resim terapisi alanında çok ciddi bir çalışmanın olmadığını savunan Burkay, İstanbul’da bir klinik açmak istediğini, ancak bunun için yerel yönetimlerden veya özel sektörden destek beklediğini, çünkü klinik açmanın maliyetli olduğunu anlattı.

Her ay yaklaşık 2 hafta İstanbul’da çeşitli yerlerde eğitimler düzenlendiğini dile getiren Burkay, ileri dönemlerde çalışmalarını kitapta toplayacağını sözlerine ekledi.

Sigarayı Bırakırken Kilo Almayın

Sigarayı Bırakırken Kilo Almayın

Sigarayı bıraktıktan sonra kilo almak sık karşılaşılan bir durum. Araştırmalara göre, sigarayı bırakanların yüzde 80’i kısa zaman içinde kilo alıyor.

Sigarayı bıraktıktan sonra kilo alınmasının birkaç sebebi var. Öncelikle sigarayı bıraktıktan sonra kişilerin beslenme alışkanlıklarında değişiklikler meydana geliyor. Tatlı ve karbonhidratlı gıdaların tüketimindeki artış, kilo alımında önemli bir etken. Nikotinin iştah baskılayıcı etkisinin yanı sıra bir alışkanlık haline gelen sigara içme davranışının yerine kişilerin atıştırmayı koymaya çalışması bunun sebeplerinden biri. Sigara içen kişilerde, sigarayı bırakmadan önceki dönemde atıştırma ve tatlı tüketiminin, sigarayı bıraktıktan sonraki dönemlerle karşılaştırıldığında çok düşük olduğu ortaya çıkıyor. Kişilerin beslenme alışkanlıklarındaki bu değişim kilo artışını da beraberinde getirebiliyor (1).

Ayrıca araştırmalara göre, sigara içen kişinin sigarayı bırakmadan önceki ve sonraki enerji harcama düzeyleri arasında da büyük farklılıklar bulunuyor. Çalışmalar, sigara içen kişilerin bazal metabolizmasının, yani kişinin dinlenme halindeki metabolizmasının, sigara içmeyenlere oranla yüzde 10 oranında daha hızlı olduğunu gösteriyor. Üstelik bu metabolizma düzeyindeki düşüş, kişinin aktivite düzeyiyle de ilintili değil. Hem beslenme alışkanlıklarındaki değişim hem de enerji tüketimindeki azalma, kilo artışının temel nedenlerini oluşturuyor (1).

Sigaranın bırakılmasını takip eden 1 yıl içinde, kadınlar genellikle ortalama 4, erkekler ortalama 3 kilo alıyor. Bu rakamlar, aktivite düzeyleri ve beslenme alışkanlıklarına göre artabiliyor (2).

Kiloda yaşanan bu artış, özellikle kadınlar için sigarayı bırakma girişiminde bulunmama kararına neden olabiliyor. Yapılan çalışmalar, sigara içen kadınların yüzde 67’sinin sigarayı bırakma sonrasında kilo alma konusunda endişelendiğini gösteriyor (3). Ortaya çıkan bu endişe neticesinde ise, sigarayı bırakma düşüncesi veya girişimde bulunma oranları düşük seviyede kalıyor. Sigaranın olumsuz etkileri ve neden olduğu hastalıklar göz önüne alındığında, önemsiz olarak sayılabilecek kilo artışı, sonuç olarak pek çok kişinin sigarayı bırakamama nedeni olabiliyor.

Sigarayı bıraktıktan sonraki kilo artışını önlemede yardımcı tedaviler

Sigara bırakıldığında kilo alınmasının temel nedeni olarak gösterilen nikotin alımının bırakılması nedeniyle metabolizma hızının yavaşlaması ve alışkanlık haline gelen sigara içme davranışının yerine başka şeylerin konması, sigarayı bırakmada destek tedavilerinin önemini daha da artırıyor. Sigaradan alınan nikotinin yerine geçerek sigarayı bırakmaya yardımcı olan nikotin replasmanı, yani nikotin sakızı, dilaltı tableti gibi yerine koyma tedavileri sigarayı bırakmaya yardımcı olurken, özellikle sigarayı bırakmaktan kaynaklanan kilo artışı, gerginlik, huzursuzluk gibi durumların yaşanmasını da engelliyor.

Çeşitli nikotin replasman tedavilerinden olan nikotin sakızı, dilaltı tablet ya da bantlar ülkemizde de bulunabiliyor. Nikotin replasmanı, irade gücü ile sigarayı bırakmaya göre bırakma şansını iki kata kadar artırabiliyor.

Sigarayı bırakmada temel problem, genellikle sigaranın bırakılması ile beraber nikotinin de bir anda bırakılmasına bağlı olarak yaşanan ve “yoksunluk belirtileriı” adı verilen olumsuz hisler ortaya çıkıyor. Bu hisler gerginlik, yerinde duramama, huzursuzluk, aşırı sinirlilik, konsantrasyon kaybı ile iştah ve kilo artışı olarak tanımlanabilir. Sigaraya yeniden başlamada önemli etkisi bulunan bu hislerin önlenmesinde, ülkemizde 2 ve 4 miligramlık dozlar halinde bulunan nikotin sakızı ve dilaltı tableti nikotin replasman tedavileri kullanılabiliyor.

Sigarayı bırakma sürecinde bırakmadan önceki günlük sigara tüketimine göre dozu 2 ila 4 miligram arasında değişen nikotin sakızlarının nikotin replsman tedavisi olarak kullanımı kilo kontrolünü kolaylaştırıyor. Araştırmalar nikotin sakızı kullanan kişilerde kilo alımının herhangibir nikotin replasman tedavisi almayan gruptakine göre daha az olduğunu ortaya koyuyor (4). Ayrıca nikotin sakızının kilo kontrolüne destek olduğunu gösteren bir başka çalışma, bu etkinin kullanılan nikotin sakızının dozu ve kullanılan nikotin sakızı adedine bağlı olduğunu gösteriyor (5). Bu da, nikotin sakızlarının nikotin bağımlılığı yüksek olan kişilerde, yani basit anlamıyla günde bir paketin üzerinde sigara kullanan kişilerde 4, daha az sigara tüketen kişilerde 2 miligramlık sakızların önerilen süre ve adetlerde kullanılmasının önemini gösteriyor.

Nikotin replasman tedavileri, içerdikleri nikotin sayesinde sigaranın bırakılmasıyla yavaşlayan metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olurken, özellikle sakız ya da dilaltı tablet gibi ağızdan alınan formları ile davranış alışkanlıklarının da yerine geçebiliyor. Yani kişiler sigara içme isteği duyduklarında sigara içmek ya da zararlı atıştırmalıklardan yemek yerine nikotin sakızı ya da dilin altında eriyen tabletlerden aldıklarında davranışsal olarak ihtiyaçlarını da karşılamış oluyorlar.

Nikotin replasman ürünleri sayesinde sigarayı bırakmada başarı oranı, hekim ya da eczacıların yoğun tavsiye ve desteği ile 6 kata kadar artabiliyor.

Nikotin replasman tedavileri 2 ve 4 miligramlık doz seçenekleri halinde Johnson & Johnson firması tarafından eczanelerde satılıyor. Eczacı ya da hekime danışarak kullanabileceğiniz bu ürünlerin yanı sıra, sakız çiğnemeyi tercih etmeyenler için dilaltı tabletler de yine eczanelerden satın alınabiliyor.

Yaşam tarzında bazı değişiklikler yapmak, günlük alınan kalori miktarına daha fazla dikkat ederek daha hafif beslenme biçimine geçmek ve egzersizi ihmal etmemek gibi etkenlerin de sigarayı bırakma sonrası kilo kontrolünde etkili

Ünlü Yıldızlar Botoksa Savaş Açtı

Ünlü Yıldızlar Botoksa Savaş Açtı

Hollywood’un ünlü yıldızları, son yıllarda giderek yaygınlaşan estetik işlemi botoksa savaş açtı.

Tanınmış oyuncular Jennifer Aniston ve Courteney Cox, botoks yaptırmaktan pişman olduklarını ve bir oyuncunun asla bu işlemi yaptırmaması gerektiğini söyledi.

İnternetteki "wenn" sitesinde yer alan habere göre, 40 yaşına giren ünlü oyuncu Aniston, botoks yaptırdığını ancak memnun kalmadığını itiraf etti.

Bu tür işlemlerin güzellik için yapıldığını ancak sonuçlarının "rahatsız edici" olduğunu ifade eden Jennifer Aniston, "Ben bir kez botoks yaptırdım ve sonuçları benim için hiç de iyi olmadı. Sanki kafamda bir ağırlık varmış gibi hissettim" dedi.

Botoks yaptıran diğer kadınları da incelediğini ve hepsinin aynı görüntüye sahip olduklarını gördüğünü anlatan ünlü oyuncu, bu nedenle kimin botoks yaptırdığını hemen anlayabildiğini söyledi.

Bir daha botoks yaptırmayı düşünmediğini dile getiren Aniston, "Bence bu işlem kadınları daha da yaşlı gösteriyor. Yüzlerindeki sıcaklık ortadan kalkıyor. Bu kadınları görüyorsunuz, genç olmadıklarını biliyorsunuz. Ama kaç yaşında olduklarını tahmin etmeniz de zorlaşıyor. Bu da beni durduran şey oldu" sözleriyle botokstan vazgeçmesinin nedenlerini sıraladı.

 -"YAPTIRDIM VE NEFRET ETTİM"-Courteney Cox

Jennifer Aniston’ın "Friends" dizisinde rol arkadaşı olan ve özel hayatlarında samimi bir dostluk sürdüren Courteney Cox da onun gibi botoks karşıtları arasında yer alıyor.

Botoksun kişinin yüzündeki "kızgın ifadeyi" yok ettiğini düşündüğünden doktorun kapısını çaldığını anlatan 45 yaşındaki Cox, çok hevesle yaptırdığı botokstan istediği sonucu alamadığını söyledi.

Bir oyuncunun yüzünün her yerini oynatmasının ve mimiklerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan sanatçı, botoks yaptıranların alınlarının dümdüz olduğunu ve kaşlarını oynatamadıklarını, bunun da bir oyuncu için uygun olmadığını ifade etti. Cox, "Botoks yaptırdım ve itiraf ediyorum ki nefret ettim" dedi.

Eşi oyuncu David Arquette’in de "doğal yaşlanmayı" sevdiğini ve kendisini öyle beğendiğini dile getiren Courteney Cox, bundan sonra herhangi bir estetik operasyona başvurmamayı tercih ettiğini belirtti.

Sinema dünyasının usta oyuncularından 47 yaşındaki Julianne Moore de estetik operasyonlara karşıtlığıyla tanınıyor. Her yaşın ayrı bir güzelliği olduğunu vurgulayan Moore, "Kadınların neden botoks yaptırdıklarını anlayamıyorum. Bu işlem kimseyi gençleştirmiyor. Asla 25 yaşında görünmeniz mümkün değil" dedi.

30 Dakikada Fit Olun

30 Dakikada Fit Olun

Biraz sınırlarınızı zorlamaya ne dersiniz? Sıkılmadan yapabileceğiniz 8 faklı egzersizden oluşan bu planı gün aşırı uygulayın; güçlü kaslara ve sıkı bir vücuda kavuşun!

Kendi içinde bir bütünlük oluşturan bu karma egzersiz serisi ile metabolizmanızı hızlandırabilir, ağırlık çalışmaları sayesinde sadece kollarınızı ve göğüs kaslarınızı değil vücudunuzun tüm kaslarını güçlendirebilirsiniz. 2 ve 3,5 kilo ağırlığındaki dambıllarla. Hiç ara vermeden yapacağınız egzersiz sonucunda mükemmel dengenin hakim olduğu dayanıklı ve esnek bir bedene sahip olmanız mümkün.

Isının

Egzersizlere başlamadan önce 5 dakika boyunca ip atlayarak ya da tempolu yürüyüşlerle vücut ısınızı yükseltin.

5 dakika: Karma egzersizler 1
1) Avuç içleriniz size bakacak şekilde her iki elinize ağırlıkları alarak, bacaklarınızı omuz hizasında 45 derecelik açıyla aralayın ve dizlerinizi kırın. (A) Hızla kollarınızı omuz hizasına kadar kaldırın, bacaklarınızı kırmadan ayağa kalkın. (B) Dirsekleriniz omuz hizasında iken, onları kaburgalarınıza değecek şekilde iki yana indirin, ellerinizi yukarı doğru kaldırın ve bacaklarınızı tamamen düzeltin. (C) Ellerinizi tekrar omuz hizasında kalçalarınızın yanına indirin, dizlerinizi kırarak başlangıç pozisyonuna gelin ve hareketi 8-10 kez tekrarlayın.
2) Ayaklarınızı omuz hizasında açın ve ayak parmaklarınızı saat 11 ve 1 yönünde açtıktan sonra ağırlıkları her iki elinize alın. (A) 3'e kadar sayarak, 3 olduğunda kalçalarınız diz kapaklarınızla aynı hizaya gelinceye kadar çömelmeye devam edin. (B) Vakit kaybetmeden ayağa kalkın ve bu hareketi 8-10 kez tekrarladıktan sonra 2 dakika dinlenin.
Planlayın
Egzersizleri gün aşarı haftada 3 gün yapın. Arada ki günlerde koşu, yüzme ya da tempolu yürüyüş gibi kardiyo egzersizleri yağabilirsiniz.

10 dakika: Karma egzersizler 2

3) Vücut güçlendirme hareketlerinin ardından ayaklarınız üzerinde durarak sağ tarafa doğru olabildiğince uzağa zıplayın. Sağ ayağınızın üzerinde durduğunuz anda sol ayağınızı sağ ayak bileğinizin arkasına çapraz şekilde getirin ve yere değdirmemeye çalışın. Daha sonra sol ayağınızla zıplayın ve sağ ayağınızı arkaya alın. Bu egzersizi ayak değişikliği yaparak 8-10 kere tekrarlayın.
4) Ayaklarınız bitişik ayakta dururken ağırlıkları elinizde tutun. (A) Sola doğru geniş bir adım atın ve bütün ağırlığınızı sol bacağınıza verirken, sırtınız dik olmak şartıyla çömelin. (B) Daha sonra sol ayağınızı sağ ayağınızın yanına getirin. Durun ve bu kez tam tersi şekliyle hareketi tekrarlayın. Her iki taraf için egzersizi 5 dakika boyunca 8-10 kez tekrarlayın. Sonunda, 2 dakika kadar dinlenin.
Odaklanın
Egzersiz sırasında hareketlere konsantre olmak önem taşıyor. Kaslarınızın gevşediğini ve sıkılaştığını hissederek ve buna odaklanarak hareketleri yapın.

5 dakika: Karma egzersizler 3

5) Yüzüstü yere uzanın, dirseklerinizi kırın, ellerinizi iki yana açarak yere doğru bastırın ve dizkapaklarınızı kırarak ayaklarınızı tavana doğru kaldırın. Göğsünüzü yere yaklaştırın, vücudunuzun üst kısmını diz kapaklarınızı hareket ettirmeden yerden uzaklaştırın, bunu yaparken yapabiliyorsanız havada el çırpın ve bu egzersizi de, 8-10 kez tekrarlayın.
6) Ayaklarınız yere paralel, dizkapaklarınızı kırarak, egzersiz bankının üzerine sırt üstü olarak uzanın. Ağırlıkları iki elinize alarak, ellerinizi omuz hizasında iki yana açın. Bileklerinizi elleriniz göğüs hizasına gelene kadar yavaşça indirin. Hareketi 8-10 kez tekrarladıktan sonra 2 dakika dinlenin.

Yarım bırakmayın

Egzersiz sırasında bir hareketi başından sonuna kadar tamamlayın, yarım bırakmayın…
5 dakika: Karma egzersizler 4
7) Son 5 dakikayı güç kazanmak için yapacağınız zıplama hamlesi hareketine ayırın. Ayaklarınız iki yanda bitişikken, sağ ayağınızı sol ayağınızın önüne doğru atın, (A) yukarı doğru zıplarken aynı anda bacaklarınızın yönünü değiştirin. Bu zıplama hareketini 15-16 kez tekrarlayın.
8) Yere yüzüstü uzanın, ellerinizin yerde, göğsünüzün ise yerden uzak olmasına özen gösterin. Ağırlığınızı diz kapaklarınıza ya da ayak parmaklarınıza yönlendirin, iki set halinde 8'er kere sınav çekerek egzersizinizi sonlandırın.

Yumurtanın Faydaları

Yumurtanın Faydaları

ABD’de yapılan bir araştırma, yumurtada bulunan yüksek kalitedeki proteinin kas gelişimi ile enerji ve tokluk hissine önemli katkıda bulunduğunu gösterdi.

Illinois Üniversitesi araştırmacıları, 25’ten fazla protein araştırmasını gözden geçirdiklerinde, yumurtadaki proteinin düzenli ve sürdürebilir enerji sağlamasının yanı sıra düzeyi düştüğünde verim veya enerji azalmasına yol açan kan şekeri veya ensülin seviyesinde dalgalanma yaratmadığını belirledi.

Yumurtadaki proteinin ayrıca her yaştaki insanda kas kütlesinin korunması, gelişimi ve çalışmasını doğrudan etkilediğini gören araştırmacılar, yüksek kalitedeki bu proteinin insan vücudunun gereksinim duyduğu kas kütlesini inşa ve korumak için tüm temel amino asitleri sağladığını ortaya çıkardı.

raştırmanın başında yer alan Donald K. Layman, bir yumurtanın günlük tavsiye edilen yüksek kalite proteinin yüzde 13’ünü sağladığını ve yüksek kalite proteinin yetişkinlerde kas kütlesini korumaya yardımcı olduğunu belirtti.
Layman, yeterli miktarda protein alınsa da yüksek kaliteli protein kaynakları tüketmeye odaklanmak gerektiğini kaydetti.

Araştırma, Nutrition Today dergisinde yayımlandı.

YASAL UYARI:saglikhaberleri.bloggum.com bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir zaman bu bilgiler tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.